Sicilya

“Sicilya’ yı görmeden İtalya’ nın resmini ruhumuza nakşetmek imkansız…” 

Goethe

Akdeniz’in en büyük adası konumundaki Sicilya, İtalya’ nın anakarasından Messina Boğazı ile ayrılan en büyük bölgesi. Adanın Messina Boğazı tarafına Ion Denizi, Palermo tarafına Tiren Denizi, Agrigento tarafına Sicilya Denizi adı veriliyor.

Sicilya’ nın simgesi olan ‘Trinacria’ da, Medusa’ nın yüzü adanın 3 noktasını (batı, güney doğu, kuzey doğu) temsil eden 3 bacakla sarılmış. Trinacria, M.Ö. 3. yy’ dan bu yana adanın ve 2000 yılından bu yana da Sicilya resmi bayrağının sembolü.

Sicilya, başlı başına bir açık hava müzesi.

Muhteşem denizi, gastronomik çeşitliliği, barok şehirleri, yanardağları, şarapları, tapınakları, yemyeşil vadileri, birbirinden güzel adaları ile bugüne kadar istiridyesinde saklanmış bir inci gibi.

25 bin kilometrekareye yayılmış Palermo, Trapani, Messina, Ragusa, Siracusa, Agrigento, Enna, Catania ve Caltanissetta olmak üzere 9 ilden oluşan Sicilya için Piri Reis yazmalarında ”Cicilye, büyük bir adadır. Adanın tüm belirti, ayırıcı yer ve özelliklerini göstererek, kıyı kıyı çizmeye kalksak, ada, öyle değme büyüklükte bir kağıda sığmaz” yazar.

Ada, tarihler boyunca pek çok değişik kültüre ev sahipliği yapmış. Zıtlıklarla dolu mimarisi, iyi korunmuş antik tiyatroları ve antik şehirleri, muhteşem yemekleri, şarapları ve hatta kendine özgü 250 bin kelimelik dili ile bugünkü olağanüstü ruhuna harmanlanarak kavuşmuş.

Tarihin her döneminde olduğu gibi gezegenin paha biçilmez toprakları bir türlü rahat bırakılmaz.

Sicilia Bedda

 

Sicilya’ nın ilk yerleşimcileri Akdeniz’ in diğer bölgelerinden gelen Siculi’ ler olmuş. M.Ö. 8. yüzyılda Fenikeliler, Kartacalılar ve Grekler adayı kolonize etmeye başlarlar. M.Ö 243 yılında Sicilya’ nın tümü Romalıların eline geçmiş, ada altı yüzyıl boyunca bir Roma eyaleti olarak kalmış.

Roma İmparatorluğu’ nun çöküşünden ve Barbarlar’ ın istilasından sonra Bizans hakimiyeti başlamış, Bizans’ ın güçten düşmesiyle Araplar Sicilya’ yı ele geçirmişler ve M.S. 965 yılında tüm Sicilya Arap egemenliğine girmiş, Palermo dünyanın en önemli şehirlerinden biri haline gelmiş ve sonrasında Sicilya’ daki Arap egemenliği Normanların istilası ile son bulmuş.

11 yy. sonlarından itibaren Normanlar adanın tamamına hakim olarak güçlü bir monarşi kurmuşlar. Bir asır sonra Norman Hauteville Hanedanı ortadan kalkmış, onun yerini Güney Alman Hohenstaufen Hanedanlığı almış. Hanedanlıkla papalık arasındaki çatışma nedeniyle 1266 yılında, Fransa kralının kardeşi, Anjou Dükü adayı işgal eder, ardından Fransız yönetimine ve vergilerine tepki olarak 1282 yılında isyan çıkar ve bu durumdan yararlanan Aragon Kralı adayı işgal eder. Ada, 1409 yılında Aragon tacının malı sayılıncaya kadar Aragon Hanedanlığı tarafından bağımsız bir krallık olarak yönetilir.

Ada, 1479 yılından sonra İspanyol kralların eline geçmiş, bu dönem sürekli Kuzey Afrikalı korsanların akınlarına uğramış. Sonrasında, Savoylar 1713-1720 yılları arasında adayı yönetmiş, burayı Sardunya Adası karşılığında, Habsburg Sülalesi’ ne bırakmışlar. Habsburg’ lar, adayı, Burbon yönetimindeki Napoli Krallığı ile 1743 yılında birleştirirler. 1820-1849 yılları arasında Sicilyalılar, Burbon yönetiminden ve Napoli Krallığı’ ndan bağımsız olmak için isyan etmiş, ancak isyan bastırılmış.

Ada, 1860 yılında Garibaldi tarafından işgal edilerek İtalyan Birliği’ ne katılır, ancak Sicilyalılar buna tepki gösterirler ve 1866 yılında, Palermo’ da, İtalya’ ya karşı isyan çıkar. 1871 yılına kadar Güney İtalya ve Sicilya’ da İtalyan Birliği’ ne karşı gerilla saldırıları olur. Bunun üzerine bölgeye ağır ekonomik ve siyasi baskı uygulanmış, Sicilya ekonomisi çökmüş ve adadan büyük bir göç dalgası başlamış. Hükümet, 1894 yılında tekrar iktisadi yaptırım uygulamış, radikal yönetime tepki olarak, adada, Mafya olarak bilinen organize suç örgütleri gelişmiştir. 1920’ lerde faşist yönetim bunları bastırma konusunda bazı başarılar sağlamış, 1943 yılında müttefik güçler adaya çıkartma yapmış, Mafya, müttefiklere destek vermiştir.

Mafya kelimesinin Arapça “zayıfların cesaretle korunması” anlamına gelen mu’ afah sözcüğünden ve Toscana bölgesinde “yoksulluk” anlamına gelen maffia sözcüğünden geldiği ileri sürülse de 1800’de Sicilya’ya gelen Napoli kralı Ferdinand , Fransızların adayı muhtemel işgal planlarına karşı, paralel bir polis teşkilatı kurar. Bu teşkilata 1282’ nin savaş narasının 5 baş harfini verir: Morta, Alla, Francia, Italia, Anela. Adaya 1948 yılında kısmi bölgesel özerklik verilmiş. O tarihten bu yana Sicilya bölgesel bir parlamento tarafından yönetiliyor.

İstanbul trafiğine alışkınsanız hiç zorluk çekmeyeceğinize emin olabilirsiniz. Yalnızca otoyollarda hız sınırını aşmamaya ve park edeceğiniz yerlerde park yasağı olmamasına varsa da kaçta başlayıp bittiğine çok dikkat edin. Bunun yanısıra Sicilya’ da, uzun km’ ler boyu süren viyadükler dikkatinizi çekecektir. Tamamen ekolojik yapıyı bozmamak ve tek bir ağacı bile kesmekten kaçınabilmek amacıyla yapılan viyadükler çevre duyarlılığına verilen önemin en büyük göstergesi diyenler de var; anlamsız dönemeçlerin, tuhaf uçuk maliyetli yapımı yıllar yıllar süren viyadüklerin, açıldığı günün ertesinde çöken milyonlarca euroluk yolların tek sorumlusunu mafia olarak gören de. Tıpkı Messina Boğazına anakaraya geçişin kolaylaşması için yapılması beklenen köprünün yıllardır yapılmaması gibi.

Messina Boğazı demişken, belki içinizde mitolojiye, mitolojik hikayelere benim gibi ilgi duyanlar vardır. Hepimiz en azından Homeros’ un İlyada ve Odysseia destanlarını duymuşuzdur. İlyada, bir olayı, Odysseia ise bir kişinin destanını anlatır. İlyada 10 yıl süren Truva Savaşı’ nı, Odysseia, 10 yıl boyunca Odysseus’ un başından geçenleri anlatıyor. İşte Odysseus’ un Messina Boğazını geçme hikayesi.

Yunan Mitolojisi’ nde birçok kahramanlık öyküsü var ve bu öykülerin büyük bir kısmı benzer temalara sahip. Gerçekleşmesi öngörülen bir kehanet, yerine getirilmesi gereken bir görev, zorlu bir yolculuk…

Zorlu bir yolculuk deyince akla ilk başta Odysseus gelir. Kahramanımız Troya Savaşı sonrası evine dönmek ister. Odysseus ve denizcileri Sicilya ve İtalya arasındaki geçide, bugünkü ismiyle Messina Boğazı’ na gelirler. Scylla ve Charybdis boğazın iki yakasını tutmuş, geçmeye çalışan denizcileri korkutan ve yiyen mitolojik canavarlardır. Aranızda ‘Prison Break’ izleyicisi varsa 4. sezonun ilk bölümünden Scylla karakterini hatırlayabilir. Geçidin bir tarafı anaforlu, diğer tarafı sakindir. Denizin sakin olan kısmındaki uçurumda denizden yüksekçe bir mağara vardır ve mağaranın içinde Crataeis’in kızı Scylla yaşar. Her yönden gelen gemileri görebilsin diye 7 başlı olan Scylla’ nın ayakları mağaradan aşağı sallanmaktadır. Poseidon’ un kızı Charybdis ise denizin içinde yaşayan ve devasa büyüklükte anafor oluşturan bir canavardır. Odysseus gemicilerinden bir kısmını feda etmek zorunda kalsa da boğazı geçmeyi başarır.

Yüzyıllar boyu eşsiz uygarlıklara ev sahipliği yapmış bu coğrafya, bu medeniyetlerin her birinden, mimari, sanatsal, tarihi anlamda olduğu gibi yemek kültüründe de etkilenmiş, beslenmiş. Araplar adayı baharat, pirinç, safran, şeker kamışı ile tanıştırırken, Yunanlar zeytini, İspanyollar çikolata, domates ve patlıcanı getirmişler. Her bir uygarlık sanki en değerli mücevherlerini bırakıp çıkmış bu coğrafyadan. Yetmezmiş gibi toprak ana da cömert davranmış bu topraklara…

”Her İtalyan şarabından Sicilya kanı akar.”

Adanın Eski Yunan medeniyetine dayanan bir şarapçılık kültürü olduğu biliniyor. Cabarnet, Shiraz, Merlot, Chardonnay gibi bilinen türlerin dışında toprak ananın hediyesi Nerello Mascalase, Nero D’avola, Frapatto gibi sadece adaya mahsus üzüm türleri mevcut . Nero D’avola güçlü, içimi kolay olmayan yıllandıkça güzelleşen asi şaraplardan. Adaya has Nerello Mascalase’nin üstünde emeği büyük olan, yamaçlarına ekildiği Etna’ dan söz etmemek olmaz.

Marsala bölgesi ve şarapları es geçmemeniz gereken yerlerden.

Sicilya yemekleri İtalya’ nın diğer bölgelerinden daha acı, baharatlı ve tatlı. Deniz ürünleri ada mutfağında büyük yer tutuyor, özellikle de kılıç balığı yani Pesce di Spada. Ayrıca adadayken yemeklerin sonunda badem likörü ya da limoncello içmeyi unutmayın. Sicilya’da tadabileceğimiz adaya has en bilinen lezzetler ;

Pasta Con Le Sarde (sardalye, rezene, karabiber, kapari ve çam fıstığı ile yapılıyor.)

Arancini (içli köfteye benzeyen pirinç köftesi de diyebileceğimiz arap mirası bir yiyecek.)

Pasta Al Nero di Sepia (mürekkep balığı ile yapılan siyah renkli makarna)

Caponata (patlıcan ağırlıklı bir çeşit sebze yemeği)

Cassata Siciliana (meyve suyu ile ıslatılmış pandispanya katları arasına sürülen ricotta peyniri, narenciye meyvelerinin kabuklarıyla yapılmış şekerleme, vanilyalı krema, badem ezmesiyle kaplanmış tatlı şekerlemeler.)

Cannoli (kızartılmış hamurların içine doldurulmuş ricotta peyniri ile sunulan adanın en meşhur tatlısı)

Torta di Mandorla (bademli kek) ada mutfağında badem çok sık kullanılıyor.

Pasta Alla Norma (patlıcan soslu makarna)

Pasta con i Ricci (Deniz kestanesi sosuyla yapılıyor)

Frutta Martorana

Pasta con Pesce Spada (Adada tüm deniz ürünleri harika ama kılıç balığının yeri ayrı)

Granita

Gelato (En iyisini adada yiyeceğinize bahse girerim)

Şarap ve likörler (Nero D’Avola, Nero Maschelese♡, Marsala Şarabı, Limoncello, Donna Fugata, Averna)

Bu yiyecekleri adanın her köşesinde yiyebilsek te yine de her şey yerinde daha lezzetli,

Catania, Noto, Ragusa, Taormina taraflarında granita

Modica’ da çikolata

Ragusa’ da peynir

Palermo’ da sokak lezzetleri, frutta martorana (içi marzipan dolgulu meyve görünümlü şekerlemeler), cannolo

Marsala’ da Marsala şarabı

Her yerde ama özellikle Taormina’ da cannoli

Her yerde gelato, kahve, şarap, pasta, pizza

 

PASTA ALLA NORMA

Pasta Alla Norma demişken Vincenzo Bellini’den bahsetmemek olmazdı. Zira makarnaya ismini veren Norma, bestecinin ünlü operasından almıştı adını. Bir operanın adını taşıyan dünyadaki tek makarna çeşidi Pasta Alla Norma. Bellini, 1801 yılında müzisyen bir ailenin oğlu olarak Sicilya’ nın Catania kentinde dünyaya gelir. 34 yaşındayken hayata gözlerini yuman Bellini’ nin, Catania’ da doğduğu ev müzeye dönüştürülmüş.

 

LE SPIAGGIE DELLA SICILIA

SİCİLYA’ NIN EN PLAJLARI

Adanın her köşesinden denize girmek mümkün ama en beğenilenleri seçecek olursak;

 

San Vito lo Capo-Trapani

Riserva Naturale dello Zingaro-Trapani

Isola Bella-Taormina

Laghetti di Marinello-Tindari, Messina

Spiaggia di Pisciotto-Scicli-Ragusa

Spiaggia di Vendicari-Noto

Calamosche-Siracusa

Mondello-Palermo

Cefalu-Palermo

Scala dei Turchi-Agrigento

Isola Delle Femmine-Palermo

Spiaggia di Punta Secca-Ragusa

 

SİCİLYA’ NIN ADALARI

Sicilya’ ya ait olan üç ada grubu var. Bunlar Eolie, Egadi ve Pelagie Adaları.

Adaların bir çoğu doğal güzelliği, yeşilliği, muhteşem deniz ve plajları ile ünlü, henüz çokça kalabalık olmayan sakin bir hayatın sürdüğü tipik akdeniz adaları. Özetle adaların öne çıkan özelliklerini en güzel plajlarını yazacak olursak,

 

  1. Isole Egadi; Stromboli, Vulcano, Alicudi, Filicudi, Panarea, Salina, Lipari.

Lipari – Spiaggia Bianca

Vulcano – Sabbie Nere (Adı üzerinde volkanik bir oluşum olan adada siyah kumlarıyla ünlü bir plaj var.)

Stromboli – Halen aktif olan yanardağın püskürttüğü lavları izlemek dünyanın kaç köşesinde mümkün olabilir?

 

  1. Isole Eolie; Favignana, Marettimo, Levanzo

Favignana – Muhteşem koyları ile ünlü, Cala Rossa, Cala Azzurra

Marettimo – Deniz mağaraları ile meşhur

Levanzo – Yabani doğası

 

  1. Isole Pelagie; Lampione, Linosa, Lampedusa

 

Lampedusa – Plajları ve denizi ile ünlü bu adada Cala Madonna, Cala Pulcino, Cala Pisana ve Akdeniz’ in en güzel plajı kabul edilen Spiaggia dei Conigli bulunuyor.

Linosa – Volkanik adada akla ilk gelen renk elbette siyah

 

  1. Isola Pantelleria, Sicilya’ nın en büyük, Afrika kıtasına 70 km uzaklıktaki adası. Doğa ve deniz güzelliği arayanlar için eşsiz bir seçenek. Cala Gadir, Balata dei Turchi, Cala Levante ve adanın en güzel plajı Specchio di Venere.

 

Paylaş