Kamchatka

Rusya’dan Japonya’ya uzanan bu sevimli kara parçasının adını duyunca herkesin aklında “Risk!” ya da “Gizli Hedef!” kelimelerinin yankılandığını duyabiliyorum.  Gerçekten de Rusya’nın kuzeydoğu ucundaki bu bölge Rusya, Japonya ve Alaska arasında çok önemli bir yerde bulunuyor ve çok stratejik bir jeopolitik konumu var. Gün değiştirme çizgisinin hemen yanı başında yer alıyor ve doğal olarak güneşin ilk olarak doğduğu ve battığı yer.

Rusya’nın en doğu ucunda yer alan Kamçatka Yarımadası, volkanların külleriyle buzulların iç içe geçtiği benzersiz bir arazi yapısına sahip. Bu yarımadada irili ufaklı toplam 300 volkandan bahsediliyor. Ama aktif volkan grubu sadece 29 adet. Bunların yaklaşık 20 tanesi UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. En yüksek yanardağ ise Klyuchevskaya Sopka (4750 metre). Yanardağların çok olduğu yerde elbette ki volkanik göller de fazlasıyla bulunuyor. Bence volkanik göller dünyanın en güzel manzaralarından birisini oluşturan coğrafi olgulardan biri. Elbette bu Kamçatka’dakiler için de geçerli.

Bölge, yanardağlarıyla olduğu kadar boz ayılarıyla da ünlü. Her gün ya kaçak olarak avlanan boz ayılar ya da boz ayılar tarafından parçalanan insanların haberleri medyada yer alıyor. Bunun yanında, bölge inanılmaz flora-fauna nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Hatta bölge nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı ve bölgenin başkenti olan Petropavlovsk-Kamchatsky şehrine karadan ulaşım neredeyse imkansız. Bölgenin doğal yapısının bozulmaması için buraya karayolu ve demiryolu yapılmıyor, şehre tek ulaşım havayolu ile gerçekleştiriliyor. Bu da doğal olarak izolasyona ve dışarıya göç vermeye sebep oluyor.

Başkent adını Danimarkalı ünlü Kaşif Vitus Bering’in (Bering Boğazını hatırlayın) iki gemisinin isimlerinden alıyor. Aziz Petro (Peter) ve Aziz Pavel yani (Paul) işte size “Petropavlovsk”.Bu kent tam 269 yaşında. İlk bakışta güneydeki bu yerleşim merkezi, çirkin suratlı birer beton yığını olan Sovyet binaları ile size hiç de sempatik gelmeyecek. Maalesef bir dönemin o güzelim ahşap evlerden artık pek örnek kalmamış. Okyanus kıyısındaki ana meydanında Lenin heykelinin arkasındaki valilik binasında iki bayrak sallanıyor. Rusya ve Kamçatka bayrakları.

Maalesef bu şehir, dünyanın masalsı bir ucunda olmasına rağmen bu masalsılığı karşılayacak kadar şiirsel bir görüntüye sahip değil. Bu noktada Sovyet mimarisi kendini gösteriyor. Yine de ardına aldığı yanardağ, heybetinin güzelliği şehrin görüntüsünün üzerine çıkarmayı başarıyor.

Bu coğrafyanın ilk sakinleri olan Eves, Kayrak, Çukçen ve İtalmenler maalesef sayıca çok azaldılar. Göçebe bir yaşam biçimi benimsemiş olan bu topluluklar Sovyet döneminde kontrol altında tutulmak üzere yerleşik düzende yaşamaya zorlanmışlar. Mutsuzluklarının çaresini “ateş suyu”nda aramışlar ve ırk olarak alkole dayanıksız olduklarından yavaş yavaş erimişler. Bazı uluslar arası sivil toplum derneklerinin yardımı ile bugün yasal haklarını arayabilseler de geleneklerinin çoğunu yitirmişler.

Kamçatka’nın toplam nüfusu sadece 345 bin. Bunun 200 bini başkent Petropavlovsk ve civarında barınıyor. Diğer bir önemli yerleşim merkezi ise Elisovo. Bu yarımadada kilometrekare başına bir kişiden bile az insan düşüyor.Bu yarımadada 5 bini Azeri olmak üzere, 20 bin civarı Müslüman yaşıyor. Ahıska Türkleri, Azeri, Özbek, Kırgız gibi. Ancak arsası devlet tarafından tahsis edilmesine rağmen camileri yok. Namazlarını kiralık bir dairede kılıyorlar.

Daha öncede bahsettiğim gibi Kamçatka’nın güneyinde yer alan başkent Petropavlovsk’a karayolu veya demiryolu yoktur. Çünkü dağlık, bataklık bu coğrafyada yol yapmak hem zor, hem pahalı hem de ekosisteme zarar verecektir. Böylece “Petropavlovsk”, dünyada yolu olmayan en büyük yerleşim merkezi olma ünvanına sahiptir. Ulaşım zorluğu fiyatları yükseltmekte ve bu yüzden Kamçatka’da nüfus hızla azalmaktadır. Gençler ilk fırsatta Kamçatka’dan “anakara”ya göç etmektedir.

Kamçatka’nın % 27’si SİT koruma alanı ilan edilerek soyları tükendiği için kırmızı listede bulunan 451 tür çiçek, bitki, hayvan ve mikroorganizmanın neslini devam ettirmek için olumlu bir adım atılmıştır. Bu yüzden 427 300 kilometrekarelik bu yarımadada kirlilik nedeni ile petrol üretimi için henüz izin çıkmamıştır. Daha önce ABD’nin karşısında olduğu için askeri kapalı bölge olarak ilan edilen Kamçatka turizme ancak 1995 yılında açılmıştır. Halen  Rus donanmasının denizaltı üssüdr ve  siyasi polis bu coğrafyada çok dikkatlidir.

Bu bölgenin en önemli geliri balıkçılıktan geliyor. Hatta bu sektörde çalıştırmak üzere yurtdışından geçici işçiler bile getiriliyor. Balık bolluğu yabancı ülkelerin balıkçılarının da iştahını kabartıyor. Yakalanan kaçak balıkçı tekneleri cezaları ödemezse gemi mezarlığında hapis tutuluyor.

Kamçatka adının Japoncadan geldiği sanılıyor. Anlamı da “kurutulmuş balık”. Balık pazarında sahiden bol bol kurutulmuş balık satılıyor. Fiyatı da öyle pek ucuz değil. 15 USD civarı. En büyük zevkleri oturup bu balığı bira ile tüketmekmiş. Balık taze, dondurulmuş, tuzlu ve tütsülenmiş olarak ihraç ediliyor. Kamçatka’da somonlar boldur. En büyükleri kral somondur. Pembe somon bu nehirlerde çok bulunur. Henüz Alaska’da olduğu gibi özel yetiştirme çiftlikleri kurulmadığı için somonlar doğal şartlarda yaşamlarını devam ettiriyorlar. Ayrıca bu ekosistemde birçok böğürtlen türüne rastlanır.

Kutka, Kamçatka’nın efsanevi kurucusu ve Kayrak mitolojisinin ana kahramanıdır. Yerli halk Kutka’yı sonsuzluğun sembolü olarak kabul edip ona bir bakıma taparlar. Kutka farklı şekillere bürünebilir, insan, hayvan veya bitki gibi.

Kargaşanın hakim olduğu bu acımasız doğa şartlarında altın kartallar ve deniz kartalları Kuril Gölü’nün sunduğu nimetler için kıyasıya mücadele etmek zorunda. Kamçatka’nın verimli ve sisli vadilerinde kahverengi ayılar somon balıklarıyla güzel bir ziyafet çektikten sonra jeo termal kaynakların sıcacık suyunda “jakuzi” keyfi yapıyor. Somonlar Kuril Gölü’ne döndükten sonra ayılar volkanik setlerin kenarına dizilip birbirlerinin boşluğunu doldurmaya çalışıyor. Kırmızı tilkiler ise inlerinden yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başlıdı bile… Kutup porsukları bölgeyi leş bulmak için kolaçan ederken, kar koyunları da havadan gelecek olası tehlikelere karşı gözlerini dört açmak zorunda. Ancak Kamçatka’daki aktif volkanlar arazi yapısını her an değiştirebilir. Örneğin yakın geçmişte gerçekleşen büyük bir patlama, yeşil vadiyi 4,5 milyon m3 kar ve kaya yığını ile doldurdu.

Yarımada sevimli ve dünyada bilinen en iri ayı cinsi olan “boz ayıları” ile ünlü. Koruma altına alınan bu hayvancıkların sayısı iyice artınca yerleşim merkezlerine inmeye başlamışlar. Hatta bunlardan biri mangalda et pişiren bir kadının başını koparıp ihtiyacı olunca kullanmak üzere gömmüş. Bu ve benzeri olaylar üzerine yılda 70-80 ayının avlanmasına izin çıkmış. Tabii ücreti karşılığı. Ayılar, Çinlilerin ilaç yaptığı safra kesesi, kürkü ve duvarlarına iftiharla astıkları başları için insafsızca vuruluyor. Hem de kar motosikletleri ve helikopterle.

Bölgenin tarihi pek ışıltılı değil. Öncelikle bir sürgün bölgesi olmasının yanı sıra yukarıda bahsedilen “jeopolitik önem” nedeniyle savaşlara da sahne olmuş. Bölgede nükleer denemeler de gerçekleştirildiği söyleniyor. Savaşlar bittikten sonra ise bölge kapitalist hücuma maruz kalmış. Her noktada çeşitli madenler, altın, doğalgaz ve petrol aranıyor; bölgede bol bulunan somon balıkları ve ayılar başta olmak üzere çeşitli hayvanlar kaçak avlanmaya maruz kalıyor.

Bölgenin eşsiz doğasının görülebileceği olağanüstü bir yer de “Gayzer Vadisi”. Yaklaşık 6 kilometre uzunluktaki bu çanakta 90’dan fazla gayzer yer alıyor. Bu bölgeyi ancak helikopterle turlayabilirsiniz ve tur fiyatları oldukça yüksek Yanardağ ve gayzer çokluğundan tahmin edebileceğiniz gibi bölge beşik gibi sallanan bir yerde ve “9” şiddetinde deprem bile görmüş. Bir deprem bölgesi olduğu için sehir içinde yüksek binalara müsaade edilmiyor. Bir tedbir olarak tüm kapılar dışa doğru açılıyor. Depreme karşı özel temel teknikleri uygulanırsa ancak o zaman fazla kata “evet” diyorlar. Birkaç örneği var.

Putin, Kamçatka’yı ziyaret ettiğinde geçeceği yollar önceden asfaltlanmış. Rusya’da önemli iki sorunun tuvalet ve yollar olduğu söyleniyor. Putin bu coğrafyada da çok seviliyor. Buradaki denizaltı üssüne ciddi miktarlarda maddi destek göndermiş. Keşke silah teknolojisi yerine bir bardak su bulamayan Çad’daki çocuklara fon ayrılsa. Ayrıca ikinci çocuk yapan ailelere Putin yönetimi 200 bin ruble yardım ediyor. Amaç nüfusu arttırmak. Nasıl olsa arazi bol!

Petropavlovsk’un ana bulvarında otobüs durakları kilometre ile tanımlanıyor. “Altıncı kilometrede ineceğim” veya “ben yedinci kilometrede oturuyorum” gibi.Kamçatka’nın en kötü ve kirli ayı “Nisan”. Çünkü karlar eriyince her yer batak ve çamur oluyormuş. Kışın 3-4 metreyi bulan kar kalınlığı müstakil evde oturanların kendine yol açıp, dışarı çıkmalarını epey zorluyormuş. Arabalar kışın garajda bekliyor.Petropavlovsk’un 23 kilometre uzunluğundaki Avacha Körfezi dünyanın en iyi korunan doğal limanları arasında sayılmaktadır. Görülecek yerler listesinde Avacha Nehri’nin denize döküldüğü aynı isimdeki körfezde yer alan “Üç Birader (Tri Brata)” kayalıkları da yer alıyor.

Söylediğim gibi bölge fauna açısından oldukça zengin, insanoğlu el sürmezse öyle kalacağını umut ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir