Hanoi Hilton’a Hoşgeldiniz! İşkencenizi Nasıl Alırdınız?

Vietnam’ın Başkenti Hanoi’deki Hoa Lo Hapishanesi; Fransız Hindiçin Yönetimi tarafından inşa ettirildiğinde içerideki Vietnamlı düşünce suçluları, 70-80 sene gibi kısa bir süre sonra Bağımsız Vietnam’ın kurulacağını ve bu sefer Amerikan askerlerinin aynı duvarlara ve parmaklıklara bakacağını düşlerinde dahi göremezlerdi.

1886 yılında inşa edilen bu yapı, Fransızlar tarafından sevimsizliği gizlenmek istercesine “Maison Centrale” yani “Merkez Ev” olarak adlandırılmıştır. Özgür Vietnam’ı savunan ve Fransızlara karşı gelen suçlular burada uzun yıllar işkence görmüş, ancak Fransızlar çok önemli bir detayı atlamıştı. Zira ülke dahilindeki bütün devrimci güruhu aynı binada toplamak; ne kadar engellenmeye çalışıldıysa da bina içinde bir yapılanmaya, fikir paylaşımına ve ileride ülkenin özgürlüğünü getirecek planların hücreler arasında geliştirilmesine sebep olmuştu.

Fransa ikinci dünya savaşıyla kendi topraklarını Nazi Almanya’sına bırakmak zorunda kalınca doğal olarak sömürgelerde de hareketlikler oldu. Önce Japonya gelerek tüm Hindiçin’i işgal etti. Genişlemesini Burma ve Malezya’daki İngiliz topraklarına doğru planlayan Japonya çok geç olmadan müttefikler tarafından bombalandı ve savaş noktalanmış oldu. Japonlar Hindiçin’den çekilirken silahlarını da yerel halka bıraktı. Yanına da küçük bir not iliştirdiler: “Fransızlar geri gelince lazım olabilir!”  Gerçekten de geri geldiler ancak artık Vietnam aynı Vietnam değildi. Bir dizi savaşın ardından Fransa bir daha dönmemek üzere Hindiçin’i terk etmek zorunda kaldı.

Yeni özgür Vietnam’da Maison Centrale büyük anlamlar, alınacak dersler ve insanların acısını taşıyordu. Ho Chi Minh önderliğindeki Marksist yönetim bu binayı devrim doktrinlerini öğretmek üzere bir eğitim merkezine çevirdi. Yeni Vietnam gerçekten güzel görünüyordu. Ancak bazı Vietnamlılar akrabalarından ayrılmak zorunda kalmıştı. Zira coğrafi olarak ince uzun olup, çok farklı düşünceler barındıran her ülkenin kaderi gibi Vietnam da Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrılmıştı.

Soğuk Savaş esnasında düşüncesel boyutta Amerika’nın en büyük kabusu şüphesiz Komünizm fikriydi. Başkan Eisenhower’ın meşhur deyimiyle “Domino Teorisi” geliştirilmiş ve ufukta gözüken “Vietnam’ın Kuzey idaresinde birleşmesi”nin engellenmesi için Amerika tarafından savaş ilan edilmişti. Yoğun bombardıman esnasında vurularak düşürülen Amerikan Pilotları nereye götürülse beğenirsiniz? Tabi ki artık manidar bir şekilde bulunduğu sokağın ismiyle anılan Hoa Lo yani “Ateş Ocağı” Hapishanesi’ne…

Teğmen Everett Alvarez ilk gelendi. Kısa sürede Kuzey Vietnam tarafından düşürülen pilotlar bir bir hapishaneye getirilmeye başladı. Popüler kültüre, argoya ve eğlenceye eğilimleriyle bilinen Amerikalılar dalga geçmek maksadıyla hapishaneye “Hanoi Hilton” adını verdiler. Hatta avlunun bir bölümü de “Küçük Vegas” olarak bilinmektedir ki Las Vegas’ın bir çok önemli binasının ismi de avludaki bölümlere verilmiştir.

Çok yıllar sonra başkan adayı olup George Bush’un karşısına dikilecek Senatör John McCain de dahil olmak üzere bir çok Amerikalı asker hayatlarının bir dönemini burada geçirdi. O döneme ait insanlık dışı uygulamalar ve işkence suçlamaları hala devam etmektedir. Hatta 80’li yıllarda çekilen “The Hanoi Hilton” filminde dahi hapishane koşullarının çok yumuşatılarak verildiği iddia edilmiştir.

İşkencenin asla istihbarat maksadı yoktu. Yapılmak istenen direnç kırarak propaganda yaymaktı. Askerlerin ruh sağlığı bozularak savaşın yanlış olduğu, Vietnam’ın üstün olduğu ve yenilgiyi kabul ettikleri söyletiliyor, bu söylemler kayda alınarak hoparlörler aracılığıyla diğer mahkumlara dinletiliyordu.

Ancak bu süreçte (aynı Fransız idaresi döneminde olduğu gibi) mahkumlar da kendi aralarında haberleşmenin yolunu bulmuşlardı ve filmde de gösterildiği gibi rütbe üstünlüğü hapishane şartlarında da takip edilmekteydi. Tutuklu subaylar rütbelerine göre birbirlerine selam veriyor ve saygılı konuşuyor, ancak bir yandan işkence görmeye ve sindirilmeye devam ediyorlardı.

Savaş bittikten sonra Vietnam birleşti ve günahların üstü örtülmek istercesine bina yıkıldı. Avrupalılar tarafından Vietnamlılara işkence yapılan ve Vietnamlılar tarafından Amerikalılara işkence yapılarak defter “kapatılan” binalar yeterince acı ve üzüntüye ev sahipliği yapmıştı.  Vietnam hükümeti bugün dahi suçlamaları kabul etmemektedir ve oldukça insani koşullarda tutukluluk sağlandığını öne sürmektedir.

Bugün sadece giriş kapısı ayakta olan bina kompleksinde Senatör McCain’in pilot kıyafeti de dahil olmak üzere anılar saklanmaktadır. Tabi ki mevcut sergiler koşulları çok daha iyimser göstermektedir ve Komünizm’in en önemli ayaklarından biri olan “propaganda” faktörünü ziyadesiyle kullanmaktadır.

Hilton serisi ise 1999’a kadar Hanoi’ye bir otel açmakta tereddüt etti. Açtığında da ismini Hilton Hanoi Opera Hotel olarak dikkatli bir şekilde koymuştu.

Bir kaç kilometre ötedeki hapishane müzesinde ise “Hapishanemiz o kadar rahattı ki Amerikalılar buraya Hanoi Hilton derdi!” şeklinde bir açıklamaya bile rastlamak maalesef mümkündür.

http://www.siamtur.com/makale_goruntule.php?sayfa=11

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir